Sonlu ve Sonsuz Oyun | Hayat Bir Oyun Olsaydı Nasıl Oynamak İsterdin?

Küçükken büyüdüğüm şehir olan Ankara’da en çok oynadığımız iki oyun vardı. Biri misket diğeri taso. Çok heyecanlı geçen bu oyunlarda tek amacımız kazanmak olurdu. O zamanlar olması gereken de buydu belki.

Çok sonraları bir oyunun tek bir amacı ya da sonucu olmadığını öğrendim. Oyunu farklı bir şekilde oynamak mümkündü. Ve bu bilgi ticarete ve hayata bakışımı tamamen değiştirdi.

James Carse adında bir yazarın ilk olarak ortaya çıkardığı sonlu ve sonsuz oyun kavramlarını açıklayayım.

Sonlu oyunu bir bitişi, sabit kuralları, kazanan ve kaybedenin olduğu oyunlar olarak tanımlayabiliriz. Örneğin: Satranç, futbol maçı ya da tenis gibi oyunlar.

Sonsuz oyunu ise bir bitişi, sabit kuralları olmayan ve amacın oyunda kalmak olduğu oyunlardır. Örneğin; hayat, evlilik, ve girişimcilik.

Öncelikle bize genel olarak öğretilen ya da aktarılan kültüre bakalım ve sonra bu tanımlar hayatımıza neler katabilir, beraber inceleyelim. Yeryüzünde yaşayan insanlar olarak hayat, evlilik ve girişimcilik gibi 3 önemli alanı sonsuz oyun olarak görmemiz gerektiği aşikar.

Hayatta kazanmak kesinlikle esas amaç olamaz, oyunda kalabilmek ve varlığını sürdürebilmek yegane gayemiz olmalı. Çevremize böyle baktığımızda şunu farkederiz. İlkokul yıllarından beri oyunlarımız kazanmak üzerine kuruludur. Ve biz kazanan olmadığımızda kaybeden taraf olduğumuzu düşünürüz.

Evlilik, toplumumuza göre eşlerin birbirine üstünlük kurma çabası ve hakimiyeti kazanma oyunudur. Kimse kendini ezdirmemeli, gücünü göstermeli, haklı çıkmalı ve bunu sürdürmelidir. Oysa evlilik de sayısız oyuncunun oyuna dahil olduğu, sabit kuralları hiçbir zaman olmayan ve sürdürülebilirlik amacıyla yürütülmesi gereken bir ”oyundur.”

Girişimcilikte ise videoları izlediğinizde hep bir düşman, rakip ve sizin yıkılmanızı bekleyen insanlardan bahsedilir. Kazanan olmak, pazar liderliğine oynamak, en iyisini yapmak ve herkesi yenmek gerektiği fikri aşılanır. Oysa yukarıda tekrarlı olarak bahsettiğimiz üzere amaç oyunda kalmak olmalıdır. Başka bir tabir ile ”positive sum game” yani ”birileri kazanırken yine başka birilerinin de kazanabileceği” oyunları kurgulamak ve bunların içinde yer almaktır.

Tüm bunlara baktığımızda ortaya şu çıkıyor. Hayat bir oyunsa, bizim yaptığımız tercih -yani bu oyuna sonlu ya da sonsuz olarak bakışımız- kararlarımızı, beklentilerimizi ve başarıya nasıl ulaştığımızı doğrudan etkileyecektir.

Şimdi buradan yola çıkarak sonlu ve sonsuz oyuncular arasındaki farkları sırasıyla ele alalım.

  1. Sonlu oyunun oyuncuları kazanmayı hedeflediği için diğerlerini daima rakip görür. Oysa sonsuz oyunun oyuncuları diğerleri oyunda kalmak için bir fırsat olarak görür. İşbirlikleri ile oyuna yeni boyutlar katar ve gerekirse rakip denebilecek kişi/kurumlarla bile ilişkiler kurar.
  2. Sonlu oyunun oyuncuları kendi için iyi olana odaklanırken, sonsuz oyunun oyuncuları diğerleri(müşteri, danışan vb.) için iyi olana odaklanır. Yani işini ve hayatını mutlu müşterilere göre optimize eder.
  3. Sonlu oyunun oyuncuları takipçi, tıklama, kazanç gibi geçici metrikleri takip ederken, sonsuz oyunun oyuncuları oluşturdukları varlıkları takip eder. Bunlar bir kitap, değer katan bir eğitim, sonuç üreten bir yazılım, fayda sağlayan herhangi bir sistem olabilir.
  4. Sonlu oyunun oyuncuları için sadece ”kazanmak” ve ”kaybetmek” vardır. Sonsuz oyunun oyuncuları için ise ”kazanmak” diye bir şey yoktur. Oyunda kalmak ve oyuna devam etmek esas meseledir.
  5. Sonlu oyunun oyuncuları zamanlarını bir hiç uğruna harcarken, sonsuz oyunun oyuncuları kendi zamanlarını yaratmak için sistemler ve varlıklar inşa ederler.
  6. Sonlu oyun oyuncularını kopyalamaya, yarışmaya teşvik ederken, sonsuz oyun oyuncularına yaratıcı olabilme imkanı sağlar. Çünkü odağı kendine yatırım yapmak değil diğerlerinin problemlerini sonuca kavuşturmaktır.

Bunun gibi örnekleri ve karşılaştırmaları çoğaltmak mümkün. Ancak meselenin özünü anladığınızı umuyorum.

Visualize Value | Jack Butcher

Jack Butcher’ın görselde ifade ettiği gibi sonsuz bir oyunun döngüsünde herhangi bir yerdeyiz. Bir sona doğru ilerlemiyor bir oyunun içerisinde oynamaya devam ediyoruz.

Bu bakış açısı ile doğayı, evliliğimizi, girişim ekosistemini sonsuz oyun alanları olarak görmeli ve bu kurallara göre oynamalıyız.

İnsan sadece kendisinin kazanıp diğerlerinin kaybettiği senaryonun defterini kapatmalı ve oyundakilerin hep beraber kazandığı sahnelere gözünü açmalıdır.

”Sonlu oyun oynayanlar için hayat ciddi, sonsuz oyun oynayanlar için ise eğlencelidir.” — James Carse

0 comments… add one

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.