Üretken Olmak için İhtiyacımız Olan İkinci Beynimizi Nasıl İnşa Ederiz?

Güçlü sorular hayatınızda köklü değişiklikler yapmanıza imkan tanır. 2020 yılının Mayıs ayında okuduğum çoğu şeyi hatırlamamanın verdiği sancıyla düşünmeye başladım. Kendime sorduğum soru şu oldu: ”Acaba öğrendiklerimizi kolayca geri çağırmanın ve ürettiğimiz içeriklerde kullanmanın bir yolu var mıdır?”

Özellikle teknolojinin gelişmesi ve Matrix filminin hayatımıza girmesiyle çoğumuzun aklında bir sahne canlanmıştır. Bir bilgiyi öğrenmek istediğimizde bilgisayar bize bağlansa ve beynimize tüm o bilgileri aktarsa… Mesela bu yolla kung fu öğrensek ne güzel olur değil mi?

Böyle bir şeyin henüz mümkün olmadığını biliyoruz. O zaman okuduklarımızı hatırlamanın bir yolunu bulabilir miyiz?

Tüm bunlar üzerinde düşünmeye başladım. Bilgiyi kolayca bulma, geri çağırabilme, bilgiler arasında anlamlı bağlantılar kurabilme ve bunları üretime dönüştürmeye kafa yordum. Karşıma ilk olarak Nikolas Luhmann adında bir Alman filozof çıktı.

71 yıllık ömrüne 70 kitap ve 400+ makale sığdıran bu insanın kullandığı Zettelkasten metodu çok ilgimi çekti. Hayatına bu kadar iş sığdırabilmesini sağlayan model onun üretkenliğine ve bilgileri kolayca derlemesine muazzam bir katkı yapmıştı belli ki.

Sonra bu metodu yazar Ryan Holiday’ın de kullandığı öğrendim. Yine o da birbirinden başarılı kitapların yazarı olarak bu metodla üretkenliğini artırmıştı. Bir pazarlamacı olması ve ürettiklerinin birçok kişiye ulaşması da ayrıca ilgimi çekti.

O sıralar kullandığım program olan Notion ile hemen uygulamaya geçtim. Bulduğum bir taslak ile kendime ‘Zettelkasten’ oluşturdum. Zettelkasten, araştırma ve çalışma yapmak için kullanılan bir not alma ve kişisel bilgi yönetim sistemi aslında.

İşe bu noktadan başladım ama bu konu ile ilgili yeterli bilgiye sahip değildim. Dolayısıyla karşıma birçok tanım ve sorun çıktı. Şimdi sırasıyla bunlara bakalım. Ve ikinci beynimizi inşa etmek için rehber olacak adımları beraber izleyelim.

Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada insanın günlük olarak telefonlar, internet, televizyon, kitaplar, sosyal medya vb. maruz kaldığı veri 105.000 kelimeyi buluyor. Yani 12 saat uyanık olduğumuzu düşünürsek saniyede 23 kelimeye maruz kalıyoruz.

İnsan olarak 105.000 kelimeyi her gün okuyamadığımız gibi, maruz kaldığımız görsel, video, oyunlar vb. şeyleri düşündüğümüzde günde ortalama maruz kaldığımız veri 34 Gigabiti buluyor.

Bu kadar veriden dolayı beynimizin bir kapasite sorunu yaşayacağını düşünebiliriz. Endişelenmemize gerek yok, kapasitemiz tahminimizin çok üzerinde.

Ama asıl sorun bu kadar verinin içerisinden anlamlı olanları ya da işimize yarayacakları ayrıştırmak. Bulmak istediğimiz herhangi bir makale ya da cümleye hızlıca erişebilmek. Ya da istediğimiz zaman kolayca geri çağırabilmek.

Tüm bunların ötesinde hep söylediğim gibi varlığımızın belki de bir yansıması olarak anlamlı ve değer içeren içerikler, yazılar, podcastler, videolar üretmek. Belki de en önemlisi öğrenmek, unutmak ve yeniden öğrenmenin yollarını keşfedebilmek.

Alvin Toffler’in dediği gibi;

“21. yüzyılların cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenemeyen, unutamayan ve yeniden öğrenmeyi bilmeyenler olacaktır.”

Peki ne yapabiliriz?

İkinci Beynimizi Nasıl İnşa Ederiz?

Kendimize bilgiyi rahatça toplayabileceğimiz, filtrelerden geçirebileceğimiz, sınıflandırıp kaydedebileceğimiz ve istediğimiz zaman kolayca arayıp bulabileceğimiz bir kişisel bilgi yönetim sistemi inşa edebiliriz.

Bu sistem beynimizin bir uzantısı gibi davranacak ve bize üretim noktasında başvurabileceğimiz ikinci beyni inşa etme kabiliyeti verecektir.

Bunun yanında etraflıca düşünülmesi gereken diğer bir konuda, bu kadar bilginin içerisinde insanın kendi için anlamlı olanlarını ayrıştırabilmesidir. Bu bir süreç olsa da şunu her zaman akılda tutmanın faydası olacağını düşünüyorum:

”Daha fazla bilgiye değil daha fazla düşünmeye ihtiyacımız var.”

Temelde 3 aşamalı bir yapı dijital ve fiziksel imkanları bir arada kullanarak düzgün bir sistem kurmamızı sağlayacaktır.

Bunlar sırasıyla tüketim, entegrasyon ve ikinci beyin olarak sıralanabilir.

Öncelikle bu yapıların ne işe yaradığını ve benim kullandığım uygulamaları aktaracağım.

1. Tüketim Safhası: Hepimiz sürekli olarak şu veya bu şekilde bilgi tüketiyoruz. Bu tüketim sırasında filtreler kullanmak ve faydalı olan bilgileri ayrıştırmak önemli.

Karşılaştığımız her bilgi aklımızda kalmak ya da bir kenara kaydedilmek zorunda değil. Önemli olan doğru kaynaklardan beslenebilmek.

Şimdi size sırasıyla hangi kaynaklardan nasıl beslendiğimi anlatacağım.

  • Basılı Kitaplar: Dijital pazarlama ve farklı alanlarda kitaplar okumaya ve sürekli bilgi almaya çalışıyorum. Okumalarımı özellikle son 2 senedir kitap bitirme üzerine değil, kitaptan verim alma üzerine yoğunlaştırdım. Bu sebeple kitabı öncelikle içindekiler başta olmak üzere genel olarak inceliyor, ilgimi çeken alanlara ve neler alabileceğime bakıyorum. Yazının ilerleyen kısımlarında bahsedeceğim Readwise uygulaması ile altını çizdiğim alanların fotoğrafını çekiyorum ve kaydediyorum.
  • Kindle: Özellikle İngilizce kitapları okurken en çok Kindle’ı kullanıyorum. Keşke fiziksel olarak elime alabilsem ama fiyatlar ve şartlar malum. Kindle’da önemli yerlerin altını çiziyor ve yine bunları da sisteme kayıt ediyorum.
  • Twitter: Herhangi bir alanda uzmanları bulmak ve çok derli toplu bilgiye erişmek için muazzam bir mecra twitter. Bu alanda sevdiğim, daha sonra işime yarayabilecek, içeriklerimde kullanabileceğim önemli tweet’leri de sistemime kayıt ediyorum.
  • Instapaper: İnternette gördüğüm makaleleri ve önemli mailleri attığım ve reklamsız bir şekilde okuyarak altını çizip notlar alabildiğim bir uygulama. Makaleleri önce Instapaper’a kaydediyor sonra aralıklı olarak okuyup altını çizerek sistemime atıyorum.

2. Entegrasyon Safhası: Bu safhada yukarıda bahsettiğim tüm bilgileri bir arada tutuyor ve tekrar tekrar hatırlamaya çalışıyorum. Tüm bu işlemler altını çizdiğim makaleleri, tweet serilerini ve kitaplardan alıntıları tutan Readwise sayesinde oluyor.

Readwise  yukarıda saydıklarım dahil birçok farklı kaynaktan gelen verileri tek bir yerde topluyor. Tekrarlı öğrenme prensibini kullanarak gün içinde size hatırlatıyor.  Ve tüm bilgileri derli toplu şekilde ikinci beyninize göndermenizi sağlıyor.

Bu uygulama ile basılı kitapların önemli yerlerinin fotoğrafını çekerek OCR teknolojisi ile kaydediyorum.

Kindle üzerinden okuduğum şeyler -Readwise ile Kindle entegre çalışabildiği için- altını her çizdiğim ve not aldığımda otomatik olarak uygulamaya gönderiliyor.

Tweet serilerini önceden kayıt olduğum ve entegre ettiğim Readwise uygulamasına DM atarak ya da ‘@readwise save thread’ komutu ile saklıyorum.

Makaleleri ve mailleri önce Instapaper uygulamasına göndererek, sonra burada okuyup altını çizerek kaydediyorum ve kendi otomatik olarak Readwise’a gönderiliyor.

3. İkinci Beyin Safhası:
İşte farklı kaynaklardan Readwise uygulamasına gönderdiğim bilgiler ikinci beynim dediğim Roam Research’e otomatik olarak aktarılıyor.

Roam Research uygulaması nedir? Sizin topladığınız bilgileri tıpkı beynin çalışma prensibi ya da Wikipedia mantığı ile birbirine bağlayan bir düşünme ve ikinci beyin uygulaması.

Roam Research Programından İkinci Beynimin Görseli

Roam Research Programından Konular Arası Bağlantılar Gösteren Bir Görsel

Buraya aktardığım notlar üzerinde de çalışıp yeni bağlantılar kurarak hem notlarımı geliştiriyor hem de yeni fikirler ortaya çıkarabiliyorum. Bu son basamak için Obsidian, Logseq ya da RemNote tarzı uygulamaları da kullanmak mümkün.

Burada önemli bir konuya değinmek gerekiyor. İngilizce’de ‘note-taking’ ve ‘note-making’ diye ifade edilen iki kavram var. Tüm bu topladığınız bilgileri yalın halde bırakmak aslında alabileceğimiz verimi ciddi oranda düşürüyor ve uzun vadede sadece bir veritabanı inşa etmiş oluyoruz. İşte bu tam anlamıyla ‘note-taking’ yani ‘not alma’ demek.

Oysa biz topladığımız notları yeniden okuyabilir, önemli ve hayati yerleri ayırabiliriz. Onların üzerine kendi düşüncelerimizi ve özetlerimizi ekleyebiliriz. Hatta daha önce aldığımız notlarla da bağ kurarak kişisel bir Wikipedia inşa edebiliriz. İşte bu da ‘note-making’ yani ‘not inşa etme’ oluyor.

Bu noktada Tiago Forte’nin ortaya çıkardığı çok güzel bir model var. ‘Progressive Summarization’ Türkçe karşılığına ‘Aşamalı Özet’ denilebilir.

Resimden de anlaşılacağı üzere aşamalı özet sisteminde biriktirdiğimiz notlar üzerinde mesai harcıyoruz. 2. katmanda önemli yerleri ‘bold’ yapıyor ve 3. katmanda en önemli yerleri ‘highlight’ ediyoruz.

Daha iyi bir öğrenme adına son katmanda ise kendi cümlelerimizi de katarak mini bir özet ile öğrenmeyi daha kalıcı hale getiriyoruz. Yazar ile sizin notlarınızın karışmaması önemli. Burada yazarın cümlelerini tırnak içerisinde kullanmak en kolay çözüm.

Asıl kazanım notlarımızın yeni bağlamlara oturması, tıpkı sinir ağları gibi bize yeni yollar ve fikirler sunmasıdır. Buradaki kazanç son aşamada harcadığımız mesaiyle doğru orantılı olarak gelişiyor. Sadece notları bir sisteme biriktirmek, dediğim gibi veritabanı oluşturmaktan öteye gidemiyor.

Peki bu yapı bize ne sağlar? Neden notlarımızı bir yere toplayalım ve onlar üzerinde düşünüp, çalışalım?

Sistem teorisinin kurucusu Russell Ackoff, öğrenmeyi 5 hiyerarşik sınıfa ayırıyor.

  • Veri(Data), 
  • Ham bilgi(Information), 
  • Bilgi(Knowledge), 
  • Anlayış(Understanding) 
  • Bilgelik(Wisdom)

Amacımız datayı anlayış seviyesine getirmek ve hayatımızın içerisine dahil etmek. Yoksa öğrendiklerimizin bir kıymeti kalmıyor.

”Okulda geçirilen zamanın çoğu, bilginin iletilmesine ve onu elde etmenin yollarına ayrılmıştır. Bilginin aktarımına ve onu elde etme yollarına (yani analitik düşünme) daha az zaman ayrılır. Anlayışı veya onu elde etmenin yollarını (yani sentetik düşünme) iletmek için neredeyse hiç zaman harcanmaz. Ayrıca, eğitim sürecinde veri, bilgi vb. arasındaki ayrım nadiren yapılır ve öğrenciler cehaletlerinden habersiz bırakılır. Bilmedikleri gibi üstüne üstlük neyi bilmediklerini de bilmezler.” — Russell Ackoff

İşte bu düşünceyi anladığımız zaman aslında bu programlara kaydettiğimiz bilginin çok bir anlam ifade etmediğini fark ediyoruz. Bizim derin bir anlayış ve içgörü için bilgi işlemeye, onunla haşır-neşir olmaya ve üzerinde düşünmeye ihtiyacımız var.

Bazı araçlar kullanarak ikinci beyin inşa etmiş olmuyoruz aslında, topladığımız bilgi ile ne denli yeni üretimler, çıkarımlar yapabiliyoruz, onu yeni bağlamlar içerisinde ne ölçüde kullanabiliyoruz önemli olan bunlar.

Bu noktada da henüz bilgiyi depolarken bile “Ben acaba bunu hangi konu altına kaydetmeliyim?” yerine “Acaba bir dahaki sefere bu bilgiyi hangi bağlamda kullanabilirim?” sorusunu kendimize sormalı ve ona göre bilgi toplamalıyız.

Bilgiyi daha kalıcı ve anlamlı hale getirmek için ben 3 adımlık bir yöntem izliyorum.

  1. Not Alma: Bilgiyi topladığım kısım
  2. Aşamalı Özet: Bilgiyi anlayış seviyesine getirmeye çalıştığım ve kendi ifadelerimle özetlediğim kısım
  3. Görselleştirme: Zihin haritası ya da mümkünse basit çizimler ile bilgiyi görselleştirmeye çalıştığım kısım.

Eğer düzgün kurgulanmış bir kişisel bilgi yönetim sisteminiz yoksa önerdiğim kaynaklar ve araçlar ile bir başlangıç yaparak muhakkak ikinci beyninizi inşa etmeye başlamalısınız. 1 sene sonra ne kadar doğru bir karar verdiğinizi ve hayatınıza nasıl yansıdığını net bir şekilde göreceksiniz.

Kullandığım Araçlar:

Daha Derin Araştırma için:

Çok yoğun bir veri akışına maruz kalıyoruz. Böyle bir çağda üretimi daha sistematik ve yorucu olmayan hale ikinci beynimizi inşa ederek getirebiliriz. Dijital araçlar bunu herkes için basit ve erişilebilir kılıyor.

Yapmamız gereken kaydettiğimiz bilgileri güçlü filtrelerden geçirip sistemimize dahil etmek. Üzerinde düşünüp mesai harcayarak bilgiler arasında anlamlı bağlantılar kurmak. Ve üretmeye sürekli olarak devam etmektir.

Üretenlerin gücü adına…

8 comments… add one
  • Kayhan Şub 4, 2022 @ 11:48

    Harika bilgiler ve akıcı anlatım için teşekkürler hocam…👏👏👏

  • Emre Şub 4, 2022 @ 13:09

    Çok faydalı ve dolu bir içerik olmuş. Kendi adıma uzun süredir böyle bir arayış içerisindeydim ama nereden başlayacağımı da bilmiyordum. Birde uygulamalı olarak kısa bir video paylaşabilirseniz çok daha faydalı olur. Tebrikler..

  • Soner Sarihan Şub 4, 2022 @ 15:47

    Emre Hocam harika paylaşımınız için teşekkürler.
    Bu yazıda paylaştığınız programları ve bu yazının ana mesajını yine sizin bu yazınızın üzerinde uygulayarak bahsettiğiniz verimlilik yolunda ilk adımı attığımı umuyorum.
    Heyecanla göndereceğim bir kaç arkadaşım var aklımda.
    Seveceklerini düşünüyorum.

  • Başak Şub 4, 2022 @ 15:56

    Emre çok güzel bir içerik olmuş, teşekkürler. BYFOG’taki sunumlarını tekrar dinleyeceğim.

  • Ali İhsan Burak Şub 4, 2022 @ 20:50

    Her zamanki gibi fayda sunan harika bir içerik olmuş. Ellerine sağlık 😊👍🏼

  • Mete Çeşmeci Şub 5, 2022 @ 7:06

    Eline sağlık Emre. Byfog’daki sunumunla bu yazı iyi bir set oldu.

  • Burak Aslan Şub 7, 2022 @ 13:21

    Elinize sağlık. Yararlı bir yazı olmuş.

  • Yavuz C Sakarya Şub 21, 2022 @ 3:24

    Aslında yaşam tarzı olarak, beynimi “hatırlama” amacı güderek kullanmaktan hoşlanmıyorum. Hatırlamanın bir sonuç olduğuna inanıyorum. O anki konuya, kişiye veya olaya verdiğim odaklanmanın bir sonucu olarak hatırlama eylemini gerçekleştirmeyi seviyorum. Obje görevi görecek nesnelliklerin suni yöntemlerle birbirine bağlanması gerektiğine inanmaya başladığımdan, bu suni bağı bir an önce kurup beynimi rahatlatma eğilimindeyim. Ancak hayat ile olan etkileşimimde bunun yeterli olmadığına, yeterli olsa bile daha verimli olmasını istediğime karar verdim . Bunun için de, işlerimi kolaylaştıracağına inanarak, bu makaleye çok önem atfettim. Ellerinize sağlık, paylaşımınız için teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.